Son Kullanma Tarihi

Dunya uzerinde gorebilidiginiz, hissebilidiginiz ya da kisaca soylemek gerekirse varligindan emin oldugunuz her seyin bir son kullanma tarihi vardir. Tipki ilaclar gibi ya sizi zehirler ya da tesirini kaybettigi icin dozunu artirarak almak zorunda birakir size here seferinde. Bu durumu ben uyusturucu bagimlilarinin durumuna da benzetirim kimi zaman. Ya hepsini birden alacaksindir ve altin vurusla oleceksindir ya da en ufak bir damlasi bile artik yorulmus olan bunyeyi bitirecektir. Ask da boyledir aslinda. Ask belki de dunya uzerinde degil de evrende gorup gorebileceginiz son kullanma tarihine uymazsaniz sizi sonunda mecazi bir olume goturebilecek kadar tehlikeli tek olgudur.

Bir yerde okumustum kim nicin demisti hic hatirlamiyorum: “Beyin askin bittigini kalpten cok daha once anlar; ondandir kalbin bu denli cirpinislari…” diyordu aklimda kaldiginca. Gercekten de oyledir durum. Bunca yillik evrim bize belki de en guzel hediye olarak tehlikeyi sezme yetisini vermistir milyarlarca yillik seruveninde. Bu nedenledir ki beyin cok daha once anlar gelen tehlikeyi son kullanma tarihi gelmeden anlar biten asklari. Iste sirh bu yuden de bir telasla kalbe daha cok kan pompamasini soyler. Kalbe giden bu komutlar aslinda askin cok yogun hissedildigi zamanlardaki duygulari, heyecani, icinizde ucusan kelebeklerin simulasyonunu yapmak istemesindendir aslinda. Boylece kalp eski mutlu gunleri hatirlayacak ve belki de bu son kullanma tarihi bilinmeyen ileri bir tarihe atilacaktir, hatta belki de sonsuza kadar uzatilacaktir. Ancak bu durum cogu askta gecerli olmaz. Cunku cogu zaman iki taraf da farkindadir yaklasan sonun sadece ilk dile getirenin karsi taraf olmasini bekler. Ya da hatta giden olmaktansa kalan olmayi tercih eder cogu zaman. Giderken ne diyecegini bilemediginden, ya da nasil gidilecegini bilmemesindendir bu cekingenlik. Her gidis farkli bir yuk getirir insanlara. Gitmek zordur hep. Her giden bir parcasini da birakir kalanla birlikte. Kucuk Prens’ teki tilkinin dedigi gibi gonul bagi kurdugun herkesten sorumlusun olene dek.

En vahimi ise tek tarafli olarak son kullanma tarihi gelen asklardir. Bu tipki tek tarafli fes edilen sozlesmelere benzer biraz da. Evlilik sozlesmelerinden soz etmiyorum yanlis anlasilmasin. Burada bahsettigim sozlesme mecazi olandir. Iki kalp arasinda hic bir yere ama bir tek insanlarin birer birer butun hucrelerine kazinan gonullu olarak imzalanir her seferinde bilmeden olur cogu zman bu. Bu nedenledir ki insan iliklerine kadar hisseder son kullanma tarihi yaklasan aski. Belki de sirf bu yuzden beyin daha once anlar yaklasan sonu. Artik hissedilenlerin siddeti ve etkisi azaldikca daha cok kan pompalatmaya calisir kalbe. Iste o zaman insan yureginin sokulup atildigini hisseder en derinden. Iste gidiyordur artik ask tasini taragini toplamis. Ardindan kosmak icin daha cok carpar kalp, daha cok cirpinir ama nafile artik gidenin hucrelerinizde biraktigi imzalardan baska bir sey kalmamistir geriye. Beyin bikmadan usanmadan kalbe surekli ayni komutu veriyordur: “Birakma sakin! Ne olursa olsun; birakma!”. Bu komutla kalp artik mengeneye girmis gibi ezilir, parcalanir adeta yerle bir olur. Iste tam o anda beyin artik “birakma sakin!” komutunu yerine getirecek bir kalbin olmadigini algilar artik butun hormon salgilama islemlerini askiya alir. Tehlike gecmistir ama bundan cok buyuk hasarlar alinmistir. Yapilacak ilk is sistemi “rolantiye” almaktir. Sadece hayati faaliyetler yerine getirilir. Hani eskiler der ya ‘olmiyesilik’; hah iste tam da oyledir yapilan her is.

Butun bunlara ragmen belki de uzun sureli hafizasi cok kuvvetli oldugundan ya da gelen emirlerin kendisine cok gec iletilmesinden dolayi kalp hala ‘birakma sakin’ komutuna uyarak seyrek olsak da atmaya calisir, yine gidenin ardindan kosmaya cabalar… Iste bu zamanlarda gelir ayrilik sonrasidaki eski sevgiliyi arama ataklari da zaten. Bir sure sonra o da birakir atmayi. Cabalamak faydasizdir farkina o da varir. Durulur, parcalarini toplamaya calisir. Derler ya hani kendini yenileme kabiliyeti olan tek organ karacigerdir diye. Fizyolojik olarak bu tanim dogrudur ancak mecazi olarak da olsa bu sinifa giren baska bir organ daha vardir: Kalp. Butun aldigi yaralara ragmen toplar kendini sanki hic kirilmamis gibi olmaz belki, bir onceki kirikliklarindan gelen izleri hep tasir ustunde ama zamani gelince yeniden atmaya baslayabilir. Tabii bu sefer beynin gonderdigi sinyalleri tedirginlikle karsilar. Emin degildir bu emirleri uygulamasinin dogru olup olmadigindan. Ya o eski yaralar, kesikler kapanmadiysa; ya yine o yaralardan kan kaybederse ya bu sefer daha kucuk parcalara ayrilirsa diye temkinlidir. Hemen kapilmaz ruzgara. Dedik ya hafizasi cok gucludur diye unutmaz olanlari. Sonra sonra unutmasa da yeniden denemesi gerektigini dusunmeye baslar yavas yavas. Bir gun uzun suredir unuttugu kus civiltilarini, gunesi ve cicek acan agaclari farkediverir. Artik sabahlari uyanmak zor degildir, tipki yalniz uyumaya alistigi gibi yalniz uyanmalar da normal olur onun icin. Asik olmayacak bile olsa bundan sonraki omrunde kendine en azindan deneme firsatini vermekten cekinmez. Ama artik bilir ki son kullanma tarihi vardir herseyin: ekmegin, sutun, yumurtanin, insan omrunun, arkadasliklarin ve hatta asklarin.
GoatTheLazy
Urla,Izmir
05/06/18



Written by GoatTheLazy
on 23 Oct 2018